24 Ağustos 2008 Pazar

  • Aağğ, hayır. 7 (19%)
     
    Ölse, üzülmem.. 11 (30%)
     
    Seviyorum lan. 7 (19%)
     
    Aşığım belki de. 1 (2%)
     
    Adını koyamadım. 3 (8%)
     
    Bişiyler hissediyorum. 0 (0%)
  • Düşmanıyım. 3 (8%)
     
    Abisiyim. 8 (22%)
     
    Emir beni seviyo mu ?7 (19%)
     

    Ahahah. Soruya baaak.   4 (11%)

Şöyle bir göz gezdirdim anket üzerinde. Bir kaç gün evvel pek bir tutulmayan anket nedense uçtu bir anda. Aslında ilk başta insanların bir anlık düşünceleri ile kişiler hakkında net kararlara varabileceklerini düşünmüştüm. Bu yüzden anket en uygunuydu. Geyik olsun diye oy verenleri saymaz isek önemli ölçüde işe yaradı anketim. Buradan bakınca sevmediğini ve ölsem dahi üzülmeyeceğini söyleyen insanlar fazla gözüküyor elbette. Dolayısıyla sevilmiyorum demektir bu. Ama aynı anda 3-4 şıkkı işaretleme özgürlüğünü de verdiğimi göz önünde bulundurur isek bu çok normal. İnsanlar sürekli başka insanların hakkında ne düşündüğünü merak ederler. Ben de bu anketle başka insanların neler düşündüğünü görebildim.. Anketi açtığım gün oy kullanan ve fikirlerini gerçekten merak ettiğim kişiler kötü yönde oy kullanmadılar. Bu sevindirici. (Esin faktörü modemi kapatıp açıyor ve sürekli sevmediğine dair oy veriyor da olabilir bu arada)

Abisiyim diyen papaz şahsiyetler genelde "ahaha soruya bak"ı seçtiler di mi ? 

Ve Emir beni seviyor mu diyenler de aynı..? :) 

Bu noktaya kadar hep takip ettim, oy verenlerin tam olarak neler yaptığını görebildim.. Ama bir kaç gün bakamadım ve olaylar hafiften değişti. Aşık olabilitesi olanlar (!) 2 kişi oldular sürpriz bir şekilde. Hatta biraz araştırma sonucu birini buldum sanki. Ama sonra, bir kişi oyunu geri çekti ki bu benim için önemlidir. :) (Esin vallahi kızmıycam tamam aşıksın işte) 

Herneyse, şu an için memnunum herşeyden. Bir çok ağabeyim ve arkadaşım tarafından sevildiğimi gördüm. Üzerine de bu derin duygulu insanlar bal kaymak oldu.. :)  Umarım onlar da sevdiğini çok dürüstçe ve yalın bir şekilde söyleyebilen arkadaşlarım kadar cesaretli olurlar.. Bu herşeyi değiştirebilir.. İnsanlara önem vermeyi seviyorum zira..

(Esin, hayır. Sen değil, hayır, hayır, defol.. Hayııııır!) 

Aradaki zibilyon tanecik farkı bulunuz!

21 Ağustos 2008 Perşembe







Aradaki sonsuzmilyon tane farkı bulup en kısa zamanda buraya yazana istediği herşeyi verebilirim. Vereceğim hatta..

Birisi Jessica Alba ki cesika ablamız görse böyle bir kıyaslama yaptığımı düşer, pat diye ölür ama ne yapalım artık.. Güzel kadın resmi bulmaya çalıştık esinle kıyaslama yapacağımız için.

Diğeri Esin. Şimdi bu yalancı (evet yalancı), niye yalancı ?

İnsan kandırıyor. Erkek mi değil mi bilmiyoruz! Kadına benzetiyor kendini. Biz de inanıyoruz çoğu zaman. Ben değişik boyutlardan dünyaya yanlış fabrikasyon sonucu düştüğünü tahmin ediyorum. Okulda besliyoruz..

Zincirlenmeyi seviyor. Kendi bedenine yazılar kazımayı da seviyor asdasdasdads.

Neyse, biz görevimizi yapalım ve hizmette sınır tanımayalım. Kafasında halen soru işaretleri taşıyanlar için ;

Hmm. Şimdi bu hoş bir erkek. Bakıyoruz benzerliklere..

Var mı ? Henüz yok.

Aklımız daha fazla karışıyor, daha da anlamsızlaşıyor herşey.



İyi bakın.



Daha iyi bakın..


Mümkünse yavaş yavaş bakın.
Derin nefes alın.


Vücudunuzu alıştırın.


Ve rahatlayın, nefesi verin.



Bu nedir Yüce TANRIM ?!

























Şimdi hazırlanın, küçükleri ekran başından alın, poşetleri sıkı tutuuuuun bu işkence bitiyor !

Ya ALLAAAH !



































































Bu bir Goblin. Orta dünyada yaşadıklarını biliyoruz fakat gerçekte olup olmadıklarını henüz bilmiyoruz.
Hemen bir üstündeki de bilindik uzaylı. Hani

"selam dünyalı, ben dostum" gibisinden cümleler kuran, fiks heryerde olanlardan..




Pek iğrenç sayılmaz, azıcık sevimlisini buldum ararken..




Bakın ne şahaneler!..Ama siz.. Bayan mı, erkek mi anlayabiliyor musunuz ?

Imm, ben yapamıyorum.


Gotcha! Başka kim bayan mı erkek mi anlayamıyorduk ?



Biliyorum, bu üçüncü kez gösterişim olacak, özür dilerim...



Eveeeet, iniyoruuuuz.


İniyoruuuuuuz...






Ta taaam.


Yo hayır, böyle değil..


Bö bööööörgkk.



Erkeksi bir gülüş, kadınsı bir duruş.

İddia ettiği üzere 3 kafa saçıyla karşınızda.
















İlk defa gören birisi aynen şunu söyledi " kendini güzel sanıyor " . Vallahi ben çevrede bu yazıyı görenlerin yalancısıyım..


Ah esin, vah esin. Bunu sen başlattın..



Yaz şimdi !

Esin the ?!

Eveeeet. Tek kelime etmeden açıyoruz bu linki.

"Uzaydan sesleniyorum sizlere, ben esin yihuu, evet ben yine ben"



Okuyoruz yazıları, gülüyoruz falan ama o da nedir ? Bana savaş açılmış lan. Ahahahahah.. Lan, yazık lan. Durun şimdi.

Benimle alakalı ilk olarak şunu görüyoruz ;



evet okuldakiler emir arkadaşımızı bilirler. 2 senedir aynı sınıftayım bu arkadaşla . Esprilerini hep dalga geçerek yaptı ama bu beni pek de kırmadı açıkçası. Ama blogundaki yazıyı okuduktan sonra içimi acıtmadı da değil.Ben bana karşı yaptığı esprilerini komik olmak için ve beni hayatın zorluklarına alıştırması için yaptığını biliyorum ama blogunda herkese karşı yapman üzdü beni şahsen emir =(


Şimdi, bir kere esprilerini dalga geçerek yaptı ama beni kırmadı olayı balon. Ağlayıp, insan üstü durumlar sergileyerek sıraları falan fırlatan dedem miydi afedersin ? Ha dedem olabilir, ben bu dünyadan her boku bekler oldum son günlerde de, dedemin bi şekli vardı yani. Neyse, takılmıyorum buraya, kızcağız üzülmüş etmiş diye düşündüm o yazıdaki esprimden sonra. Kendisi de niye yaptığımı biliyormuş zaten. Sorun yok bu yazıda..

Peki son yazısında ?

emir,emir dik kulaklı emir burnu sivri mum bacaklı emir :D


Kadın (?! (sırf saçların uzun diye)), madem canın sıkıldı git sigara iç her zaman yaptığın gibi. Bana ne çatıyorsun ulan? Hayır, benim işim başımdan aşkın, götüm yer görmüyorken ne gerek var beni kıllandırmaya? Ayrıca şu;


Lan, bi kere benim burnum yuvarlak bu biiiiir. (1)
Kulaklarım kesinlikle dik değil bu ikiiiiiii. (2)
Bacaklarıma da mum gibi demişsin, bunu iltifat olarak alıyım cnm, çünkü senin iki bacağını yan yana getirip, tek bacak yapsak benim bir bacağım etmez bu da üüüüüüç. (3)

Hadi, şimdi üçe kadar saymayı öğrendin bak.. =) Ne güzel. İlerleyen yazılarımda devamını da öğretirim eğer aklın alıyor ise. Sorun değil ben 999999999.999999999 'a kadar falan sayabiliyorum. =)


lan madem beni görenler kusuyo seni görenler de ölüyo sinirden lan =)


Kuzu, beni görüp de ölmeyenler var ama seni görüpte insanlığından utanmayanlar..? Eee? Eh, var mı öyle kör insanlar ? Sen kaşınıyorsun resmen.

ruh hastası arkadaşım bu sene bana bulaşma olur mu lütfen bak resmen mik mik mik vik vik vik vik..


Vahh evlâdım vahhh... Demek dünya senin etrafında dönüyor, demek insanlar seninle uğraşıyor sanıyorsun he mi ?


Çok doğru. İmkânım olsa da seninle daha yakın olabilsem.. Bak koca sene bulaştım ama hala yapamadım.. Felsefem en büyük aşklar nefretle başlar çikita muz üzerine olduğu için sana öyle yakınlaşmıştım... Allah beni kahretsin ! Yediğim senin ağzından ossun !


napalım açtık savaşı.
UYUUUUUUZZZZ hadi kal sağlıcakla

Kolpasın bi de, vay canına..

Napalım artık di mi ? Bak şimdi, onu da öğretiyim..

Ablam yumruğunu sıkıyosun, aynen geçiriyosun etekten aşağı.

Öptüm hadi.

Fatih Koz İle Oyundan Oyuna Vol. 3

02 Ağustos 2008 Cumartesi

Rise Of Nations oynadık ! Efsaneyi uyandırdık ! Bunu yaptık ! İş yerinde indirmiş sayın Fatih Koz, bir iki kez denemiş, güzel oyunmuş. Evet. Hiç bir fikrim yoktu oyun hakkında. Nerden bilebilirdim şu an çıkan strateji oyunlarına bile kafa tutabileceğini? Evet işte, hala güzel Rise Of Nations. Hala oynanıyor. Başlarda zorluk çektim tabii. Sayın Fatih Koz'u soru yağmuruna tuttum, o ne , bu ne işe yarar diye.. Ama öğrenmem kısa sürdü ve hemen Lan Game kısmından kapışma kararı aldık. İlk önce 4 tane bilgisayar koyduk oyuna. (Age of tarzı) Sonra ulan baktık bunlar birbirini bombalamaya başlıyor, oyundan zevk alamıyoruz, teke tek atalım dedik. Hemen Almanları seçti bizimki.. Ben de Türkleri seçtim. Alay etti hemen tabii. =) 

Neyse efenim, başladık oynamaya. İkimizin de uzun bir süre ordusu yoktu. Yani herhangi bir şekilde 2-3 askerle bile oyun kazanılabilirdi. Ancak biz savaşmayı değil gelişmeyi tercih ettik. Eee hâl böyle olunca, gösterdim değerli Fatih Koz'a ekonomi nasıl büyür, çağ nasıl atlanırmış..! Daha Fatih Koz eşşeklerle ticaret yaparken ben arabayı icat etmiş, sayın Fatih Koz arabayı ve beton yolu yeni yeni buluyorken ben tankları, füzeleri düşünüyor, diktiğim Piramidi, Özgürlük Anıtını falan düşünüyor idim.. O halde saldırsaydım kesinlikle biterdi oyun. Çünkü ben nükleer üretime geçtiğimde o bayağı geride idi bu konularda. 8 adet ayrı ayrı şehrim vardı. Tabii ağabeyimizin de boş durduğunu söyleyemeyiz. O da gelişmiş kendince. Düzenli iki adet ordu yapmış. Biri sağdan, biri soldan basacak yani beni.. Uzun bir bekleyişten sonra kendisi de nükleer füzeler yaptı ve bana doğru çevirdi. Savaş her an başlayabilirdi. İlk önce bir ordusunu benim şehirlerime yaklaştırmaya başladı.. Saldırmadan haritanın dibine kadar indi. Kendisine bunun bir hata olduğunu, yapmaması gerektiğini, ülkem için tehdit oluşturduğu sürece ona saldırma olasılığım bulunduğunu söyledim aziz bir başkan olarak. Dinlemedi. Kendi ülkesinden şehrime bir adet füze gönderdi. Aynı anda öteki askerleri de saldırmaya başladı. Kendisine tekrardan bu yaptığının hata olduğunu söyledim, kıs kıs güldü. E o halde, günah bizden gitti. Berlin'in ortasına hayvansı büyüklükte nükleer füzeyi yolladım. Koca şehir yok oldu ! Hemen ardından bir başka noktaya yolladım.. Orası da yok oldu. Bizimkisi olum nükleer kullanma ben kullanıyor muyum falan dedi. :) Acımam ben diye yanıt verdim galiba. Tam bilemiyorum. Ama öyle küstahlık ettim yani. Sonra ikinci ordusunu üstüme yolladı. Bu noktada iyi çarpışmalar oldu ve galip taraf benim ordum oldu ehehehe. Bizimkisi hemen tank vs basmaya başlamış, istilâ edeceğimi bildiği için defans hazırlıklarına koyulmuştu. Ordularımın ilk hedefi yıkık dökük olan Berlin'di. Önce kalbi sökmeliydim çünkü.. Bu arada Nükleer Füzeleri yollamaya devam ettim. Yıkılmamış bir adet şehri kalmamıştı. O mükemmel Alman panzerlerinin üzerine de bir nükleer attım, böylece güvenebileceği bir şey de kalmadı.. Zafer artık kesinlikle benimdi. Ülkemin üzerine saldırdı haince bir atakla. Bomba yüklü uçaklar özel yaptığım şaheserlerden birini yok etti ve üslerine geri döndüler. O uçaklar üslerine iner inmez kafalarına nükleer yediler tabii. Sanırım Fatih bey nükleer atmamı istemedi zira kendisi de atmadı. Şayet daha evvelden bildirseydi atmazdık efendim. Meğer bir sınır varmış. Onu aşınca dünya yok oluyormuş aşırı nükleerden. Biz nerden bilelim öyle şeyleri.. Ama son 2 nükleeri atmayacaktım. Zaten istilâ edilmemiş şehri de kalmamıştı. Fakat burada aptallığım tuttu. Yanlış bir fare haraketi ile 2 nükleerin birini cruz sanarak, diğerini de yanlışlıkla biri Fatih bey'in , biri kendi üstüme olarak ateşledim. Ateşlememle birlikte bütün ön savunma hattım yok oldu. Demek ki Fatih Koz bombaları buraya atsa imiş, başarı şansı artacakmış. (ikinci bir savunma hattım elbette mevcuttur, bakmayın siz.)Neyse efenim, son bomba ile dünya yok oldu. Kimse kazanamadı. Sonuçlarda gördük ki en iyi ekonomi ve gelişme bende, en iyi ordu Fatih Koz'da. Buradan ne ders çıkacak ? Fazla veya iyi ordu her zaman işe yaramayabilir. Düzgün bir strateji ve akıllıca bir savunma koca orduyu yok edebilir ve ufak bir tank bölüğü Berlin'e böylece elini kolunu sallayarak girebilir.

Herşey stratejik zekâya bakar. Bunu iyi kavrasın sayın Bora Fatih. 

Yüce Türk Emir Generalden kucak dolusu selamlarla.. 

From Berlin.

Loverman ?!


Bıktım. Evet, bıktım. Loverman rumuzundan tam anlamıyla bıktım. Bir anlamı kalmadı çünkü. Şimdi o zamanları hatırlayıp gülüyorum kendime. Çok aptal ve çok yeniymişim bu konularda. Hemen "gaza" gelmişim. Ne gerek varsa ?

Nick Cave'in yazdığı ve söylediği bir parça Loverman. Kesinlikle kendi sesiyle söylemesi farklı bir tat veriyor ancak James Hetfield'ın vokali yanında sönük kalıyor diyebilirim. Metallica orjinâlinden güzel kavırlar konusunda her zaman birinci sırada zaten. Aklıma gelen her cover, orjinâlinden daha güzel Metallica elinden olduğu zaman. Loverman da bunlardan biri işte.






L
is for LOVE, baby
O is for ONLY you that I do
V is for loving VIRTUALLY everything that you are
E is for loving almost EVERYTHING that you do
R is for RAPE me
M is for MURDER me
A is for ANSWERING all of my prayers
N is for KNOWING your loverman`s going to be the answer to all of yours..



Böyle güzel bir olayı vardır Loverman'in. Şarkının mükemmeliğini konuşmayacağım zira bu bilindik bir parça. Ben ne akla hizmet kendimi diğer bloglarda Loverman ilân ettim, hangi "gazla" şöyle yapıcam, böyle olucam hedeleri savurdum bilmiyorum.. İnsanlar google'a Loverman yazdıkları zaman hayvan gibi benim eski ve çocuksu bloglarım geliyor. Yeminlen utanıyorum lan. Şifrelerini de unuttum bir güzel. Girip silemiyorum.. Öyle aşk mektupları. Ulan o değil forumdan filen kimmiş bu adam diyen 10 dakika sonra benim hakkımda çok farklı düşünür oluyor. Yazık, günah. Acıyorum kendime.

Efenim ben onları Allah'ın vermiş olduğu müthiş bir gazla, biraz da "oha ben yazabiliyorum" düşüncesiyle, hiçbir işim olmadığı için ona buna aşık olmaktan başka, böyle büyük bir evin, ufak bir odasında yazdım. Lütfen dikkate almayınız. Açıp, dalga geçmek serbesttir. Ama gelip benimle alay etmek, bana yansıtmak günahtır, kalp kırıcıdır. Bence o blogları okuyan gelip benle konuşsun. Uğruna öyle şeyler yazdığım kız ne çıktı, ne yaptı, ben ona ne yaptım, ben ne çıktım hepsini yazayım.. Gerçekte o sözleri kim hak ediyor yine yazayım, anlatayım. Böylece üstümdeki o ağır yükten kurtulayım. Lütfen.

L is for LOVE, baby
O is for OH yes I do
V is for VIRTUE, so I ain`t gonna hurt you
E is for EVEN if you want me to
R is for RENDER unto me, baby
M is for that which is MINE
A is for ANY old how darling
N is for ANY old time


He artık sevmiyor muyum Loverman'i ? Seviyorum tabii. Hala açılıp, ard arda dinlenebilecek bir parça benim için. Hele James'in "hey, forgive me baby, my hands are tied.." diye seslenişi, haykırışı ayakta alkışlanır. James'in The Unnamed Feeling parçasından sonra sesine en uygun tonu bulduğu parça fikrimce Loverman'dir hatta.

Bu parçanın mükemmel bir kısmı daha vardır insanı titreten.

Loverman! Haha! And here I stand
Forever, amen
`cause I am what I am what I am what I am, hey
Forgive me, baby
My hands are tied
And I got no choice, no, no, no, no
I got no choice, no choice at all


Ve bir kıta takiben ;

Loverman! Yeah, yeah, yeah! I got a masterplan, yeah
To take off your dress, yeah
And be your man, be your man, yeah
Seize the throne, haha
Seize the mantle
Seize the crown, yeah
`cause I am what I am what I am what I am, that I am
I`m your loverman



Bırakın sözlerin şahaneliğini, açıp bir kez olsun dinleyin. Hayatta duyabileceğim ender güzellekte vurgular, tonlamalar James'den..

Neyse, sözün özü; Eğer ben hala çok duygusal bi insan isem bile Loverman diye adlandırdığım halimden eser kalmadı. Kesinlikle kalmadı. Şimdilerde şu ankete "aşığım belki de" diye oy veren 2 kişiyi arıyorum ben. :) Onları bulup, evet ben de aşık olabilirim her an diye bağrıma basmak istiyorum. Öylesine bir yapıdayım. Tabii her an değişebilirim. Bir de böyle değişkenim. Ne bokum bi insanım henüz çözemedim zaten. Hani yüce insan Şahan diyor ya " Önce kendimden başladım" diye. Ben de öyle yaptım. Ama yemedi. Bıraktım hayvanlığımı dışarı. (Hayır, çayır görünce gülmüyorum. Yeşil belki?)


Loverman hakkında hemen bir fikir sahibi edinmek isteyenler buraya tıklayarak ne demek istediğimi anlayabilirler.


Loverman, her şekilde hissettirdikleri bakımından kimseye yabancı gelmeyecek bir parça. Lütfen dinleyip , dinletiniz. Özellikle Hetfield vokalinden..

Kalın sağlıcakla efenim.

Fatih Koz İle Oyundan Oyuna Vol. 2

01 Ağustos 2008 Cuma


İşteeee beklenen buluşmanın ikincisi ! İştee sağda gördüğünüz usta fps oyuncusu Fatih Kooooz (K ile) İşteeeeeeee anılarımızz!  İştee mükemmel silahı da gözüküyooor ! İşteee rütbesiii !

İşte silahın.... dürbünüüüüüü ! İştee hayvan gibi zırhı !! (Bu zırh yüzünden iki metre hızlı koşamıyor ! Ama kolay kolay da ölmüyor.) İşteeee, işteeee, işteeeeeee! 

Ve evet, adam her zaman işte. Cumartesileri bile işte.

Yine Vegas oynadık tabii. Ama evvelki oynayışımızdan tam bir hafta, benim oyunu kurcalarken story kısmını da beraber oynayabileceğimizi görmemden tam olarak 2-3 saat sonrası yani.

Zevkli geçti vesselam. Birimiz kapıyı açıyoruz, diğerimiz dalıyoruz.. Kimse yoksa "temiz" diyoruz.  Çocuklar gibiyiz işte(!)..  Bazen sniper çıkıyor, alnının çatına sıkıyorum. xD Bensiz olmuyor yani. Bazen ağabeyim süper asker moduna giriyor, aynı anda 4-5 kişiyi vuruyor falan.. : ) Böyle böyle bayağı ilerledik bölümlerde.. Bölümler fiks. Helikopter ile bırakılıyoruz, rehine veya bombalarla uğraşıyoruz. Henüz daha farklı şeyler göremedik. 

 Zaten hep aynı şey. Vur, yürü, vur yürü. Tek farkı ikimizin birden bu işi yapıyor olması.  Ayrıca ağabeyimin kullandığı nick: Gladio. Dış görünüşü de resimdeki işte(!). Benim nickim yok. Henüz yazmadım ehehehe. Tipim süper karizma ama. Saçlar ümit davala, sert bi surat, siyah güneş gözlükleri.. Fazla zrıh yok. Böyle artisim işte(!). Bir daha oynarsak, oyun içinden resimler de çekerim. Tam olur.. 

Senaryoya geçmeden evvel Versus yaptık.. İlk elde bayağı bi farkla ben yendim. Hatta abime değişik duygular da tattırmadın değil. xD Mesela ben bi yerdeyim sanıp bomba attı, o atar atmaz gördüm onu (halbuki arkasındayım) ben de ona attım. O kendi bombası patlayacak derken benimki patladı ehehehe. Dumur oldu tabii. : P 

İkinci el villa gibi bi yerde geçti. İlki garip, çöplük benzeri bi yerde geçmişti. Villa olunca biraz afalladım. Abim üst üste bir çok kez vurdu beni. Alay konusu oldum.. Ama farkı kapadım. Hatta  şöyle bitti oyun; Merdivenlerdeydim, ağabeyim de aşağıdaydı. Beni gördüğü an vuracaktım.. Bomba attı.. Bomba atıp, ben o bombadan kaçarken yukarı çıkacak hesapta. Beklemediği bir şey yaptım, o atar atmaz aşağı indim ve mermi manyağı yaptım onu. Öldü. Oh lan oyun bitti derkeeeen, ağabeyim olacak süper insan bombayı tam atamamış, bomba merdivenlerden aşağı geri gelmiş vee kabooooom !  Ağabeyimin skor hanesine +1 yazılmış oldu böylece.

Sonuçlar açıklandığında 10'a 9 o yenmişti. Ulan berabere bitecek oyunu, kazandı adam. Helâl olsun.. Ama ilkinde yediği farkı asla unutamaz o. 

Öyle laf olsun diye yazıyorum bunları. Tatil bittiğinde açıp okurum, anımsarım ne güzel.. Şu anda ikimiz de aynı rütbedeyiz fakat abim bir sonraki rütbeye daha yakın.. Haydi hayırlısı.. 

Fatih Koz ilen Oyundan Oyuna Vol. 1

31 Temmuz 2008 Perşembe


Evet, beklenen gün nihayet geldi. Bora Fatih Koz ile multiplayer oyun oynadık. Tek kelimeyle mükemmeldi. Yanımızda oturan herhangi birisi gülmekten ölebilirdi hatta. Gerçi biz güleceğimiz kadar gülmüş idik ağabeyimle. Hekır Okan ağabeyimizin blog sayfasına bakmıştık çünkü biz. Yorumlara falan bayılmış, okan ağabeyimizin tipine bakıp resmen koca koca herifler olsak bile kikirdemiştik. Bir yaz akşamıydı. Yamajj sağolsun. 

O mükemmel gecenin biraz evveline gidiyorum. Antalya'ya gelişime..  Bayram amca getirecekti biliyorsunuz ki beni. Sağolsun, yedirdi içirdi, yüzde yüz konforla getirdi beni Antalyaya. Hemen kaynaştık abimlen beklendiği gibi.. Benim getirdiğim isoları onun bilgisayara attık, yükledik falan. Benim makina formatlandı. Adam oldu. Ayrıca yeni makinam da yolda eheehehe. =) Süper zenginim çünkü, ehehehe =) Şaka da yapmıyorum. :P  

Crysis'i falan kurduk. Pes 08 kurduk.. Neyse ağabeyimin iş yerine gittim, gezdim. Denize gittik, yüzdük.. Mangal yaptık. Yapılması gereken herşeyi yaptık vesselam. Sıra gelmişti Local ağ üzerinden oyun oynamaya..

Ne oynasak ki ? Pes denedik, yemedi. Euro 2008 iğrenç bir futbol oyunu. Ulan içimize dert oldu. Rainbow six Vegas 2 oynamakta karar kıldık sonunda. Bir pazar akşamı, iki speacialist görevdeydi arkadaşlar. Birbirlerinin gıçlarını kollayaraktan üst üste otuz kez terörist avı yaptılar. En sonunda kazandılar ama ! Biri flashbang atıyor, diğeri bilindik bomba atıyor, biri dürbünle, diğeri ultra bilmem ne ışınlarla tam takım koordinasyonu yapıyordu. Şahaneydi adeta ! İşin güzel tarafı operasyon sırasında "hacı bekle kolamdan yudumliyecem" diye de telsiz emirleri verilebiliyordu. Bu, bu inanılmazdı ! Evet ! Bilgisayarlarımız da yan yana olduğu için, hiç zorluk çekmiyorduk anlaşmakta.. 

Saatler, saatleri kovaladı. Lan yattık uyuduk ondan sonra işte ya. Geçen gün bir kere daha oynadık.  O bayağı uzundu. Sonumuz hayır etsin yüce Rabb'im. 

* Ulan yeni pc'm manyak olacak yaa. Bayıldık 1700 usd. xD Utanmadan da söylerim. xD 

15 Temmuz İtibari İle Tatilim Başlıyor!

14 Temmuz 2008 Pazartesi

Yarın 15 Temmuz. Babamın yakın arkadaşı Bayram amca Antalyaya gidiyormuş.. Arabasına atlıyorum ve ben de gidiyorum. Uzun zamandır plânladığım fakat çeşitli sorunlar yüzünden gerçekleştiremediğim bu hayale en sonunda ulaşacağım bir terslik olur da yolda ölmezsem. :P 

Aslında taaa sömestır tatilinde gidecektim, olmadı tabii. Ondan sonra sakatlandım vs vs.. Olmadı, olmadı. Abim de üzüldü, ben de üzüldüm. Hazırlanmışmış bir de o kadar vakti zamanında. Yarın doğum günü, pat diye gidiyorum vallahi. Bakalım nasıl yakalayacağım elemanı. :) 

Valiz hazır sayılır. Kıyafetler, diş fırçası-macunu gibi bilimum eşya valizde. Ufak tefek şeyler ekliyorum. Mesela kalite sigara koydum lan abime euheuheh. Sonra yengemin pantolonu kalmış bizde falan. Bilgisayarı nasıl götüreceğim acaba? Annem bir şeyler ayarlar gerçi yarın. Bilgisayar deyince, sağı solu iso doldu bilgisayarın a.k. Abim DVDye falan çeksin de kurtulayım. Zaten format da atsın. Adam gibin XP kurulsun. Sevemedim ben Vista.. Neyse. Babam banka kartını da verdi. Oraya gittikten sonra para da çıkartacaktır elime. Zaten bomboş göndermez. Velhasıl, herşey hazır olur burada yarına kadar. Acil bir karar oldu bu. 17 Temmuzda gideceğim sanıyordum aslında. İyi de oldu, abimin doğum gününe denk geliyor. Kalacağız bakalım bir kaç gün. Babam istersen hiç gelme falan filen dedi. Anladık amacını ehueh. :)) 

En son telefonlarda, maillerde abim oyunlara eskisi kadar sıcak bakmadığını, oynamak istemediğini falan söylüyordu. Ehe. xD Yerim lan. Ben de o kadar oyunu, yedekleri kardeşimde sanıp çöpe atsaydım (30 dvd kadar) ben de soğurdum a.k yani oyunlardan falan euheuhe. Elinde kalmış iki üç tomb raider, oradan konuşuyor. Götüreyim bir PES 08, bir Crysis oynatayım da bak ne olur ona. Ulan, iki sene evvel günde benim ergen halimle yapamadığım kadar Fifa'da maç (20 küsür maç?) yaptığını tahmin ettiğim bir adam soğur mu oyunlardan yaa. :)  Hadi yaa. Hadi! Ahahahaha. xD 

Ayrıca network ağı falan kurarsak çok deli psikopat olur. Zaten ondan kaçıyo, biliyorum. Networkden her türlü yendiğim, dağıttığım, affetmediğim için oyunlarda, oynamak istemiyor artık. Gel buraya oynarsın diyor.  Anladım ben. Bıktı, bıktı. Kendisi oynayacak bir sene boyunca öyle amatör amatör Fifa, PES, ben gelip 8-10 döşeyince morali bozulacak euheuhehueh. Lan çok seviyorum abimi yaa ehueuheh. Ya bi kere bile yenemez mi bi insan ya? Şimdi şimdi aklıma geliyor oynadıklarımız. Star Wars Empire At War oynadık.. Bu tabii Dark side. Konuşuyo yok Vader, yok Palpatine. Harcıycam, acımıycam vs vs. Verdim beynine beynine. Bu sefer eöö ben seni acemi sandım hede hödö etti. Yenilmiycem dedi. İkinci oyunda da veriyodum coşkuyu az kalsın, aniden çıkmam gerekti. Sonra World Cup oynuyoruz, 5 şut çekiyorum uzaktan maç boyu. Hepsi de gol. Ahahah. xD Kıl oluyor. Ha hakkını vereyim, yenildiği BIA, LOTR, FIFA, SWEW, SE gibi bilimum oyunu saymazsak bir maç Pes'de yenmişliği var. :) Ahaahuauhauhuah. xD BFME 2 oynuyoduk, Age of Empires sanmış garibim, okçuları katmış önüne, arkadan atlılar, sıfır zırh geliyo bana. Defans kuleleri önünde öyle bir eridi ki, ahaha, ben olsam ağlardım lan. Sonra hile yaptın di mi, bu kadar para olmaması lazım diyor. :) ehueheh. Eski kurt, direk parayı askere vermiş, rush yapıp bitirecek güya. Yemezler efendi, yemedik zaten. :)))) 

Gerçek hayatta da böyle. Boks maçları vardır bizim. Gerçi çok eşşeklik ettim. İçim hala sızlar. Sert vurmuşum hep.. Gıkını çıkarmamış. :( O gözümün önünde yere yıkılışlarını falan aklıma getirdikçe üzülüyorum lan. Bu gittiğimde bari bi şekil kalbine gireyim, kırılmıştır. Mosmordu lan bütün göğüs kafesi, ciğerleri ! Yapılır mı lan abiye?! 

Neyse efenim, laf uzuyor da gidiyor. :P Kapatıyorum şimdi. Yeter bu günlük.. Gece temiz bir banyo çekerim, yatarım. Sabah da yola çıkarız Allah'ın izniyle.

Haydi öptüm! 

Let the fight begin! Eahahaeyy. Salağım lan. :) 

Ne Dinliyorum ?

11 Temmuz 2008 Cuma


Bu aralar en çok hangi parçaları dinlediğimi de yazayım.. Gerçi, gündüz ile akşam tarifeleri farklı oluyor. Yine de son bir aydır dinlediğim parçalar hep aynı. Yoğunluklarına göre yazacağım şimdi hepsini. Maksat blog boş gözükmesin. :P

Tool - Doom 3 theme

En çok bunu dinliyorum bu aralar. Doom 3 güzel oyun mu ? Hayır. Ama dinlerken eski Doomlar aklıma geliyor, o zamanki halime dönüyorum, çok içleniyorum. İyi parça yapmış adamlar. Yani bilmem diğer Doom hayranlarına da böyle bir his verdi mi, ama bana verdi meret.

Metallica - The Unnamed Feeling

İçinde bulunduğum durumu açıklayan bir isme sahip Metallica parçası. Evet. (Bu da moda oldu, Evet. Hayır. Nokta.) Bazı şahıslarla anlam veremediğim, isim çakamadığım duygular içerisindeyim. Yok, hatta öyle demeyeyim de, öyle duygular besliyorum diyeyim. Neyse, bu yüzden yani. It Comeeesss Aliveeee ! Bu kısmı söylüyorum sürekli. Ondan sonra da içimden bateri veriyorum bi güzel ve başlıyorum and the unnamed feeliiiinnnn.. Bence St. Anger'ın en deli, en güzel parçası bu. Helâl olsun James baba. PAPA HET ! Hölölöööy. Sesine en uygun, en baba vokali yapıyosun bu parçada aslanım. Get the fuck out of here..

Iron Maiden - Fear Of The Dark

Fiğır of dı daaaaaaarrkkkk. Nokta.

Iron Maiden - Aces High

Ovv yeeaa. Nokta. Yok değil "nokta". Çok eğleniyorum bu şarkıyla. Nokta. Şimdi.

Korn - Blind

Var ya, sırf are you ready ve what if le devam eden kısımlar için dinliyorum. Ne değişik bi insanım olm ya.. Yoksa sokarım yani Korncu gençliğe falan.

Metallica - Wherever I May Roam ve hemen ardından Motorbreath

Malum işte, kafa sallayasım geliyor. Motorbreaaathh it is how to live my life. Budur olay. Nokta. (siktir)

Goodnight Nurse - Milkshake

Lan, milkshake Konaminin ps1 için yaptığı PES oyununda save ederken çalardı. Karının biri söylerdi. Goodnight Nurse kavırlamış. İyi de olmuş be hacı. Dandirik grup diye dinlememezlik etmiyoruz, hakkını veriyoruz. The Boys Are Waiting yani sonuçta.

Pink Floyd - House Of The Rising Sun

Of of. Ne şarkıdır lan bu. Hayatta herkes bir kere dinlemeli bu kavırı. Hatta kesmedi, ben bağırış çığırış isterim diyenler Muse'dan da dinleyebilirler. Onlar da güzel kavırlamış. İçlendirir beni. "They call the rising sun."

Blind Guardian - Celtic Spirit

Omlet yerken dinliyorum. Niye acep lan? Ama öyle yani. İllâ her gün omlet yerim, yanında da bu çalar.

Metallica - One

Kaç kez daha dinleyebilirim bu parçayı bilmiyorum. Metallica harbi bağımlılık lan.

Iron Maiden -To Tame A Land

Holly fuckin land.. No more.

Yoruldum lan, eklerim daha sonra.. Zaten öyle amaçsız yazdığım için, eklemesem de bişiy olmaz. Şu an yapacak bir şey yok. Bu yüzden yazıyorum yani..

Dinleyin Bunları

1- Metallica 

2- Iron Maiden

3- Guns'n Roses

4- Megadeth

5- The Beatles

6- The Eagles

7-  Black Sabbaht

8- Nirvana

9- AC-DC

10- Jimi Hendrix

11- Judas Pirest

12- Queen

13- Pink Floyd

14-  Joe Satriani

15-  U2 

16- Pantera

17- Slayer

18-  Radiohead

19- Rage Against The Machine

20- Rolling Stones

21- Iced Earth

22- Led Zeppelin

23- Cranberries

Hepsinden birer parça aldığınızda bırakacağı etki genelde "börkkk, böheaay, ne lan bu, süper laahnn" gibi saçma ve kolpa yanıtlar getireceği için, sıraları önemli değil. Metallica her zaman birinci sırada, orası ayrı. :)  He bir de, bu liste uzar gider aslında daha, ancak benim müzik listemde bunlar başı çekiyor. Zannetmeyin ki başka süper grup yok. Var tabii. Çok var.

Hiç Türk yok mu derseniz, çok az Türk dinlerim. Böyle bir iki güzel parça bulursam falan.

Kafile, Beni Yak Kendini Yak, Pervane.. Aklıma ilk bunlar geldi.

Yalnız Pervane çok sağlam.. Bana ellerini veeerrrr ! :P Ver de, bak napıyorum gör. Ahahaha..

Müzikle çok içli dışlıyım bu aralar. Ergenlik a.k